Mesele insan olabilmek değil, insan kalabilmek…

Ademoğlu doğduğunda fizyolojik olarak insan biçiminde
olsa da bu onun kelimenin tam anlamıyla “insan” olduğu anlamına
gelmeyebilir.

Bireyin “İnsan” olabilmesi için bazı haslet ve duygulara
sahip olması gerekir. Doğduktan sonraki evrede fıtratı gereği bu haslet
ve duygular bireyde zuhur eder lakin beyazın tozu çektiği gibi saf fıtrat
da olumsuzlukları çeker ve insan çevresiyle doğru orantıda bozulmaya
uğrar. Kişiye düşen ise bu tarz bozulmaları akıl bali olduktan sonra fark
edebilmesi ve kendine çekidüzen vermesidir. İnsanı insan kılan işte
budur, insanlığını muhafaza etmesidir.

Burdan yola çıkarak sizlerden bir şey yapmanızı istiyorum.
Bir dakikalığına durun ve düşünün “Bugün birinin kalbini kırdım
mı? Bugün birinin yüzünü güldürdüm mü?”. Unutmayalım ki bizi biz
yapan duygularımızdır ama ne yazık ki günümüz dünyasında insanlar
robotlaşmaya doğru son gaz ilerlemekte. Buna dur demek bizlerin
elinde, buyrun bizi “İnsan” yapan değerlerimizi henüz kaybetmemişken
en azından birer adım atalım, atalım ki insanlık o özlediğimiz eski
günlerine dönebilsin..

Yaşadığımız çevre ve toplumun bilincinde olmamız muradı ile;

Esen kalın…

-erkulcuk-

5.Sayı diğer yazılar

Bir Cevap Yazın