Bir Düşler Ressamı

 

Kitap okumak,dünyadan sıkılanlar için açılmış bir mola
kapısıdır ve yazarlar da bu molayı değerlendirmeniz için çeşitli imkanlar
sunan,kalemleriyle sizi içine çekiverecek resimler çizen ressamlar..
İşte benim ortaokulun ilk yıllarında tanıştığım ve “resimleri”
içinde kaybolduğum bu değerli “ressamlardan” yalnızca bir tanesi: Gülten
Dayıoğlu..

Fadiş ile açtığım bu mola kapısı, Suna’nın Serçelerinin düşleriyle
yahut Dört Kardeştilerdeki kardeşlerin “dört kardeşler” iken “dört
kardeştiler” olma süreçleriyle uykuya daldığım gecelerde daha uzun yıllar
açık kalacağını belli ediyordu. Kimi zaman Ganj Nehri’nin yakınlarında
bir yerde Ganga ile birlikte, kimi zaman ise Tuna’dan Uçan Kuş Boris’in
devşirme gittiği yeni yuvasında, yanı başında olurdum.
Genel itibariyle hüzün kokan bu satırları, gözlerim yaşlı, samimi bir
üzüntüyle okurdum.

Bir kitap fuarında Gülten Dayıoğlu’na imzalatma şansı bulduğum
Ben Büyüyünce başkahramanı Erek’in düşleri ve o yıllarda hüngür hüngür
ağlamama neden olan sonu ile hâlâ favorimdir. İlerleyen yıllarda ise biz
okurlara gökkuşağının Sekizinci Renk ini gösteren genç kahramanımız
Ela’yı tanıdım.

  1. Hayat yolunda biz okurlara bazen acı bazen mutluluk dolu birçok
    örnek olay gösteren bunlar gibi romanların dışında, Gülten Dayıoğlu’nun
    bilim kurgu veya fantastik olarak nitelendirilebilecek çizgi ve renkler ile
    çizdiği dünyalar da vardır. Mesela,okuru sayfa sayfa,satır satır “acaba” sorusuyla kuşatan Mecnun Gizemi, mesela Gülten Dayıoğlu ile bizzat tanışıp tatlı bir sohbetin içinde bulunmama vesile olan ve de yaşamları arasında altı yüzyıl fark bulunan iki genç kızın yek vücut oluşlarını konu alan Yoksa
    Sen Misin?..

Yazdığı tüm romanlarda bize olaylar gözümüzün önünde yaşanıyormuş hissiyatını yaşatan,karakterlerin başından geçen ağır hadiseleri *çocuk serisi içinde* okura hasar vermeden,bir babanın
çocuğuna öğüdüymüş gibi sindirebilen, gençlik serileriyle çocukluğun
bitimiyle değişecek koşulları bizlere anlatan,gezi romanlarıyla anlattığı
yerleri kendimiz gezmişçesine hatıralarımıza katan,bilim kurgu
romanlarında zaman zaman bizi ürperten satırlar yazan ve bizzat tanışmak suretiyle anaç ve de güleç yönünü tanıdığım bu “düşler ressamına” teşekkürü borç bilirim..

-Âb-ı Ömür

Bir Cevap Yazın