BATIK KENT

 

Gece… Denizin karşısında oturmuş gözlüyorum karanlıktaki hayaletimsi anıları. Yıldızlara tırmanıp yükseliyor ruhum. Basamaklı ağır bir yol… Denize yazıyorum, kirpiklerim gözyaşlarıma mürekkep oluyor. Düz bir kâğıt üzerinde işaretli düğüm noktalarım. Dalgalarsa hafızamın iplikleri. Uzuyor, uzuyor ve uzadıkça karışıyor. Koparmak istiyorum o halata dönen iplikleri. Bir halat kadar güçlü ve kalın… Hareket ettirmiyor çoğu. Limana bağlanmış bir geminin halatı oluyor. Çözmek ve sonra atlamak istiyorum, yüzme bilmediğimi düşünmeden belki. Ayaklarım kayıyor, karanlık beni çekiyor denizin
dibine. Batarken bağırmak istiyorum. Yuttuğum sular kaçamak yapamadan belki. Su tuzlu, boğazımda birikmişliğin susuzluğu. Batık bir kente dönüşüyorum, dönüşüyorum. Yıllar tenime yosun bağlıyor. Üstümdeki mavi örtü beni saklıyor. Bir gün bir dalgıç gelecek mi buralara? Denize yazılanları, mürekkep kalıntılarını görecek mi? Sular aşındıracak belki de kağıdın dokusunu. Yok olacak. Ama yokluğuyla varlığını anlayan biri çıkacak mı?

-Kitapsever

Bir Cevap Yazın