Suskun

Gökyüzüne adanmış umutlar,
Gerçekleştirilememiş hayaller,
Dökülen yaşlar ardındaki masumiyet,
Atılan bombaların ardındaki kahpe yüz,
Soruldu mu onlara “Yaşamak mı ölmek mi?” diye.
İsteyen, istediğini, istediği gibi yaptı,
Sustu, susturdu o adı lazım olmayanlar.

Taş yürekli insan müsveddeleri nasıl da çaldılar?

Anaları, babaları, evlâdı, nice canları ve hayatları çaldılar.

Sessizlik vardı onlarda,
Ortadoğu’daki kardeşimin acısı beni yakıyor.
Ben bağırıyorum, kimse duymuyor.
Suskunluğun içindeki saklı çığlık,
Bilinenlerin diri diri gömülmesi toprağa.

Düşündü mü susanlar,
Nasıl varılır sona?
“Son” dediğimizle “son” dediklerini aynı mı sandılar?
Onların sonu kendi ellerindedir.
Meziyet mi görürler suskunluk-
larını?

Onlar suskun, biz suskun, dünya suskun.

Kim duayacak kardeşimin feryadını,
Kardeşim için kim besleyecek ümit?
Yalnız Hakk’a dayanan yürekler,
Aydınlığa kavuşacağını bilir
Hem kesilirse ümit, nasıl alınır nefes?
Söyle bana ey suskun! Bu mu en büyük silahın.

Sana vereceğim dersi iyi dinle!

Görülmedi, görülmeyecek bu dünyada,
Hakk’a inananın yok olduğu,
Muhakkak bulacaksın o elim sonununu.

Suskuna bağıran bir kuldan…

-Gökyüzü

Bir Cevap Yazın